Ana Sayfa Film Eleştirisi Kuru Otlar Üstüne

Kuru Otlar Üstüne

Yazan: Osman Tatlı

“Benim için bunlar normal şeyler ya! Sevmek, âşık olmak bunlar muhteşem şeyler öyle utanılacak, ayıplanacak şeyler değil ki. Bak, ben de senin yaşlarındayken edebiyat öğretmenim bir kadın vardı, mesela ona aşık olmuştum ben de. Valla dağ, taş, dere tepe nereye baksam onun yüzünü görüyordum. Yani sonra yıllar geçti tabii, yığınla şey yaşandı etti. Ama bak kesinlikle emin olduğum bir şey varsa o da o kadar güçlü duyguları bir daha hiçbir zaman hissetmediğim, hissedemeğim… Onlar kadar saf, onlar kadar temiz; o duygular kadar masum ve etkili şeyler bir daha hiçbir zaman yaşamadım gerçekten. Onun için sana diyeceğim şu ki bu yaşlarının kıymetini bil, tamam. Yani yaşadığın şeylerin ne kadar değerli ne kadar bulunamayacak şeyler…”

“Hocam mektup nerede?”

Nuri Bilge Ceylan sinemasında karakterleri içerisinde ilk defa Samet aşka ve sevgiye dair vurguda bulunmaktadır. Yine bunu bir kadın karakter üzerinde değil, erkek üzerinden yapmaktadır. Kadın karakterin(daha doğrusu 12 yaşındaki kızın) tepkisi sanki hiçbir şey duymamış gibi konuyla alakasız bir cevap vererek yine kadının aşka ve sevgiye dair düşüncelerini veya yaklaşımını öğrenemiyoruz. Sadece erkeğin aşka yüklediği anlam ve aşka duyulan özlemin duygusal söylemiyle aşkın ilk zamanlarda temiz, saf, heyecan dolu olması ve en önemlisi hayata farklı bakmayı öğrettiği sonradan ise duyguların hayatın kargaşası içinde kaybolduğundan bir daha yaşanamadığından, aynı hislerin oluşmadığına dair samimi bir itiraf vardır. Bu itirafla aşık olunduğundan değerinin bilmesiyle öğüde dönüşüyor. Ama onca samimi ve anlamsal değeri olan tespitlerin karşısında Sevim tepkisizdir. Ne bir onaylama ne bir itiraf gelir. Sevim sadece zedelenen ya da yakalanmışlığın getirdiği kızgınlık ve hırçınlıkla yazdığı aşk mektubunun hesabını sorar. Biz yine kadın gözüyle aşkın ne olduğunu öğrenemeyiz. Sadece süslü cümleler kuran ve kendisi için derin anlamları olan Samet’in şaşkınlığı ve kızgın tepkisiyle karşılaşırız ki Samet, Sevim’den bir itiraf ve duyguların kabullünü beklemektedir. Ancak Sevim yaşadığı coğrafyayı temsilen olsa da aslında bu topraklarda yaşayan bütün kadınların tavrını/yaklaşımını sergiler. Kadınlar duygularını göstermez, göstermeyi zayıflık, utangaçlık belki en önemlisi erkeğin eline koz vermek olarak düşünürler. Çünkü erkeğe güvenmez. Erkeğin sadece dillendirmesini bekler. Emin olmadığı yerde duygular gizlenir ve yokmuş gibi davranılır. Kadın kendini elle vermeyi sevmez, temkinli davranır. Biz de Sevim üzerinden bunu görürüz. Kadının pasif duruşu ve konuyu değiştirme konusundaki ustalığı erkeğin beklentilerini alt üst eder.

DEVAMI “TÜRKİYE SİNEMASINDA KADIN VE AŞK” Kitabından OKUYABİLİRSİNİZ.

İNSTANGRAM: @osmantatlioffical

İLGİLİ YAZILAR