Ana Sayfa Film Eleştirisi Lila Lila: İşte Gerçek Kitap Hırsızın Kimliği

Lila Lila: İşte Gerçek Kitap Hırsızın Kimliği

Yazan: Osman Tatlı

Yazım eylemin altında yazarın kendine ait nedenleri değişiklik arz ettiği için bir yazar neden yazar sorusunun tek bir cevabı yoktur. Okuyucular da yazımın arka planını pek merak etmezler, merak ettikleri tek şey yazarın nasıl yazdığıdır ve kitabın kendileri ne kadar etkilediğidir.

Yazım aşamasının zorluğunu ancak yazan bilir. Yaşanan stres, masa başında geçmeyen zaman, duyguların ve düşüncelerin sözcükteki karşılığını bulmanın zorluğu, yazarın kendini yetersiz hissettiği anların yarattığı ruhsal yıkım ve tükenmişlik sendromun ortaya çıkardığı umutsuzluk yazarla eser arasındaki mahremiyettir. Bir esere hayat vermenin yazarda bıraktığı hazzın izahı da çok zordur. Velhasıl yazarlık ve okuma eylemi dışardan basit görülen, önemsenmeyen bir olgu gibi görülse de dünyanın gidişatını da kitaplar belirlemektedir.

İşte yazımla kendine bir hayat kurmak isteyen Lila Lila filmin kahramanı David’in yazmanı nedeni ise hoşuna giden, edebiyatla, kitaplarla arası olan Marie’yi etkilemek ve kendini kabullendirmektedir. Gelin görün ki David bırakın yazmayı, kitap okumayan ve okuması bile zayıf olan biridir. Marie kitap okuyan, yazan ve edebiyatla ilgilenen erkeklere hayranlık duymaktadır. Onun dışında kalan erkeklere ilgi duymamaktadır. Tabii edebiyatla ilgilenen erkeklere olan ilgisi sadece edebiyata olan ilgileridir. Edebiyatla ilgilenen erkeklere hayranlık duymaktadır. Ve bu hayranlık aşk veya sevgiden uzaktır.

David’in okumasının zayıf olması kitap okumayan veya başkalarının eserlerinden yamalanan yazarlara gönderme de kabul edebiliriz. Biliyoruz ki yazarların bir kısmı doğru dürüst kitap okumamakta ve başkalarının ürettiği düşünce ve duyguları çalarak kendilerine mal etmektedirler. Yine bir kısım yazar ise gölge yazarların eserlerini kendilerine aitmiş gibi yazarlık kimliğine bürünmektedirler. Tabii gerek Lila Lila gerek Çalıntı Hayat filmleri tesadüf eseri başkasına ait kitaplarla yazar dünyasında ses getirmişlerdir. Gölge yazarlık konusu yoktur. Merak ettiğim bir sorudur: neden sinema gölge yazarlık üzerine bir filme imza atmamaktadır da birbirine benzeyen filmler çekmeyi tercih etmektedir. Bu soru burada dursun biz filme dönelim.

Filmde çalıntı kitabın içeriğini bilmiyoruz, sadece ara ara yazarın kısa okumalarına şahit oluyoruz ama onu da yazarın telaffuz edemediği sözcüklerden bir şey anlamıyoruz. Sözde kendi yazdığı kitabı okumakta zorlanan birininki bir iki yerde sen mi yazdın, ben yazmadım vurguları olsa da kimsenin neden okuyamıyor sorusu gelmiyor. Yayıncı bir tuhaf bulsa ve bakışlarından işi çözecek dedirtecek ifadeler ekrana yansısa da aradığımızı bulamıyoruz. İşin ilginç tarafı sevgilisi Marie de şüphe etmiyor. David’in evinde doğru dürüst bir kitaplık yok. Ağzından edebiyata ve yazarlara dair bir şey duymuyoruz. “Yazmak yazmamaktan daha kolay” repliği gerçeğin üzerini örtbas etmek içindir ve garson birinin hem kitap okumaması hem yazacak zamanın olmaması dikkatleri yüzeysel olarak çeker ama filmin odak noktası başkasının eseriyle popüler olan ve nedense edebiyat dünyasına yenilikçi yönü vurgulanır.

Hırsız yazar David başkasına ait bir eserinle popüler olmasının yükünü kaldıramaz ve kaçışlar başlar ancak David’te bir pişmanlık görülmez. Vicdan muhasebesi görülmez. Bu yönüyle “Çalıntı Hayat” filminden ayrılır. Tabii “Çalıntı Hayat” filmin kahramanı Rory’da bir pişmanlık ve kendisiyle hesaplaşması vardır. David ise yaptığından çok da rahatsız değildir. Tek derdi Marie’nin gözüne girmektir. Bunu yaparken de yalanlar üzerine bir ilişki kurar ve yalanı devam ettirmenin zorluğuyla boğuşur. Doğal olarak David’en ikinci bir roman beklenir ama karşılığı yoktur. Tabii bu süreç içerisinde David’in kitap okumasına ve çalışma odasına dair hiçbir emare yoktur. Parti ve gezmelerden öte bir dünya yok yani edebiyatın izine rastlanmaz.

David’in yazar olma hayali yok olmadığı gibi aklının köşesinde yazarlığa dair bir bilgi kırıntısı yoktur. Bir aldığı kitap vardır ondan da birkaç sayfa okur, belki Marie ile konuşurken bilgili görüneyim diye. Ki Marie kitaplarını kolilerken -izleyicinin kendine gelmesi için olsa gerek- tek aldığı ve kendisine ait olan tek kitabı gösterir. David sessizliği ya da yakalanmış hırsız bakışları bize gerçeği bir daha hatırlatır.

“Çalıntı Hayat”la benzerlikleri çok olan Lila Lila filmi duygusallıktan uzak ve gerçek hayatta hırsız yazarların tavırlarını sergilemektedir ki son sahne David’in hedefine ulaştığını görüyoruz. Yalan üzerine kurulan mutlu bir tabloyla ekran kapanır. Üzücü ama gerçekçi olan da budur. Hırsızların ki bu kitap hırsızlığı da olsa vicdanları yoktur, pişmanlık duyacak hassasiyetleri kalmamıştır.

 

 

Yönetmen

Alain Gsponer

 Oyuncular

Daniel Brühl, Hannah Herzsprung, Henry Hübchen, Kirsten Block

Yapım

2009 Filmleri –

Tür

Dram Filmleri, Komedi Filmleri, Romantik Filmler

 

İLGİLİ YAZILAR